Ocak 18, 2022

,

Stijn Mitzer ve Joost Oliemans tarafından yazılmıştır.
Çeviren: Mazhar Derviş 
 
"Evladım, akıllı çocuklarsınız. İyi okumuşsunuz, çalışmalarınız da iyi. Ama bakın yabancılar almış başını gitmiş. Onlara yetişmemiz asla mümkün değil…" (2000’li yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığında çalışan bir bürokratın, Selçuk ve Haluk Bayraktar’a yaptığı bir konuşmadan.)

Ne zaman insansız hava araçlarının (İHA) geleceği tartışılsa, diğer uçaklara müdahale etme ve onları düşürme yeteneği, sık sık günü geldiğinde geleneksel savaş uçaklarını tarihe gömecek bir gelişme olarak dile getirilir. Bununla birlikte, böyle bir geleceğe ulaşma yolundaki fiili ilerleme ise son derece yavaş olmuştur. Rusya gibi küresel bir askeri dev bile, bu sistemleri yakın gelecekte çevik, it dalaşına uygun ve insansız araçlara dönüştürmek şöyle dursun, daha kendi SİHA filosunu oluşturmakta zorlanırken, halk arasında ise SİHA’ların mevcut yeteneklerinin, genellikle gerçek dünyadaki yeteneklerinden çok daha ileride olduğu düşünülür.
 
Amerika Birleşik Devletleri ve Çin SİHA’larını kısa menzilli havadan havaya füzeler (AAM) ile silahlandırmayı denediler, hatta ABD 2017’deki bir tatbikatta bunları başarılı bir şekilde kullanıp başka bir insansız hava aracını düşürmeye kadar gitti. [2] Gelgelelim, o tatbikat esnasında fırlatma platformu olarak kullanılan MQ-9 Reaper, herhalde herkesin kafasında kurduğu çevik, muharip avcıdan nispeten daha yavaş ve manevra kabiliyetinden de yoksundur. Böyle bir avcı tipi üretmeyi amaçlayan projeler, çoğu tasarımın üretime girmesi pek mümkün görünmediğinden, hala çizim tahtalarına gömülmüştür.
 
Bununla birlikte, insansız savaş uçaklarının bir gün insanlı kardeşlerinden gökleri ele geçireceği inkar edilemez. Bu atılımın ön saflarında yer alması beklenen dünya devleri dışında, yakın gelecekte bu tür teknolojileri elde etmeye yönelik büyük adımlar atan bir başka ülke daha var: Türkiye. MİUS (Muharip İnsansız Uçak Sistemi) projesinin ilk test uçuşunu 2023 yılında yapması planlanıyor. Bu süpersonik SİHA, hassas bombalama , it dalaşı ve düşman hava savunma sistemlerini bastırılması için tasarlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerine emsalsiz kabiliyetler kazandıracak MİUS’un geliştirilmesi, kendi başına bu makalenin giriş metnindeki alıntıya da şiddetli bir reddiyeyi temsil ediyor.
 
 
Türkiye, Akıncı ve MİUS gibi insansız savaş uçakları geliştirmenin yanında, bir gün MİUS’un halefini tasarlamaktan sorumlu olabilecek ya da gelişmiş teknolojileri ilgilendiren herhangi bir alanda çalışacak becerikli bir işgücü sağlamaya da özen gösteriyor. Türkiye bu amaca, çocuklar ve genç yetişkinler arasında teknoloji alanında yaşananlara karşı dünyanın başka hiçbir yerinde görülmemiş bir ölçekte yoğun bir ilgi oluşturarak ulaşmaya çalışmaktadır. Bunu başarmak için izlediği yollardan biri de Teknofest gibi her sene düzenlenen teknoloji festivalleri oluyor.
 
Teknofest’i sadece bir hava gösterisi ya da yalnızca askeri havaya sahip bir etkinlikle karıştırmanız affedilse de, aslına bakınca tarım projelerinde yapay zeka kullanımından elektrikli araba tasarımına kadar 30’dan fazla teknoloji yarışmasına ev sahipliği yapan bir teknoloji festivali olduğunu görüyoruz. Katılımların hevesle yapıldığı bunca yarışmanın arasında bir tanesi özellikle göze çarpıyor: sabit ve döner kanatlı İHA’lar için bir savaşan İHA yarışması. Savaşan İHA yarışması, hava muharebe senaryolarında gökyüzünün hakimiyeti için birbirleriyle savaşan ve 'düşman' İHA’ları tarafından hedef alınmaktan kaçınmaya çalışırken it dalaşına giren, farklı tip İHA’ları içeriyor.
 

Teknofest devam ederken İstanbul semalarında insansız bir it dalaşı yaşanıyor.

Doğal olarak savaşan İHA yarışması bir İHA’dan diğerine ateşlenen canlı mühimmatı içermiyor. Bunun yerine her İHA, gövdesine monte edilmiş bir kamera sistemi sayesinde rakibine kilitlenmeye çalışmaktadır. Kilitlenmeyi sağlamak için kullanılan kamera, İHA üzerinde ileriye dönük bir pozisyonda ve belli bir açıyla sabitlenmiştir. Dolayısıyla asıl vurulma fiziksel olmaktan çok sanal olarak gerçekleşir. Yarışmanın kazananı ise rakibin İHA’sına en uzun kilitlenip, karşılığında ise kilitlenmekten en çok kaçınan olur.
 
Her ne kadar kurallar basit ve oyun gerçek hava muharebesinin basit bir simülasyonu olsa da, böyle yarışmalar, ülkenin yetenekli gençleri arasındaki hevesi ateşlemek için tam da gerekli olan şeydir. Bu arada, katılımcıları lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan bu yarışmalar, katılımcılarına bir gün gelişmiş İHA üretimini sağlayacak söz konusu ileri teknoloji alanlarına girmek için gerekli olacak bilginin ilk yapı taşlarını sağlar.
 
 
Bayraktar Kardeşler ve babaları Özdemir Bayraktar, Savunma Sanayii Başkanlığındaki bürokratın tavsiyesini dinleselerdi, şu an ne geliştirilmekte olan bir MİUS ne de göklerde uçan bir Akıncı olurdu. Yenilginin ağır zehrinin Türkiye’deki savunma sanayisine iyice yerleştiği bir dönemde kalkınmayı başlatan mücadeleleri, yeni nesillerin bir gün onların vazifelerini devralmalarının önünü açtı. Artık yeni nesillere para ödülü, sponsorluklar ve üniversitelere girme fırsatı ile becerilerini ve ilgi alanlarını geliştirebilme şansı verilmesi, büyük ihtimalle gelecekte çok büyük faydalar sağlayacaktır.
 

Bir milletin servetinin çocukları olduğu klişesi doğru olduğu için bir klişedir. Her ne kadar Teknofest’in bazı ziyaretçileri etkinliği kesinlikle askeri havacılık gösterileri ve baş döndüren hava şovları için uzun süre hatırlayacak olsa da, asıl önemli gelişmeler ilham verdiği kişilerin zihinlerinde sıkı sıkıya kök salmış halde bulunabilir.

Baykar Teknoloji, bir ülkenin yüksek teknoloji tasarımında etkileyici başarılar elde etmesi için sınırsız Ar-Ge bütçesine sahip bir süper güç olmasına gerek olmadığını kanıtladı. Özdemir Bayraktar’ın vefatı kendisinin ilham verdiği kişileri üzmüş olabilir, ancak bu çalışmanın durmayacağı ve yeni nesillerin hafızalarında yaşamaya devam eden hikayelerinin ve mirasının günün birinde ilk gerçek insansız Türk savaş uçağının meyvelerini verecek bir ivme sağlayacağı kesindir.

“Ülkemiz İHA teknolojisinde tam bağımsız lider olma hedefine ulaşana kadar çalışmalarımız, varlığımızın her zerresi ile aralıksız devam edecektir.” (Özdemir Bayraktar 1949 - ∞)
 

[1] SELÇUK BAYRAKTAR - BAYRAKTAR AKINCI TESLİMAT VE MEZUNİYET TÖRENİ KONUŞMASI https://youtu.be/dGETmeQXemc?t=144
[2] Heat-Seeking Missile-Armed MQ-9 Reaper Shot Down Target Drone During Exercise https://www.thedrive.com/the-war-zone/23694/heat-seeking-missile-armed-mq-9-reaper-shot-down-target-drone-during-exercise
 
Önerilen Makaleler:
 
Bir Zafer Abidesi: Bayraktar TB2 Zâyiat Listesi  
 

Ocak 07, 2022

,

Stijn Mitzer ve Joost Oliemans tarafından yazılmıştır.
Çeviren: Mazhar Derviş
 
Türkiye, 1970'lerde ve 1980'lerde askeri teçhizat bağışlarına kısmen bağımlı olmaktan, 2010’larda ve 2020’lerde dünyanın dört bir yanındaki dost ülkelere askeri teçhizat bağışlayan taraf olmaya geçiş yaptı. Her ne kadar Türkiye daha 1990’ların sonlarında komşu ülkelere askeri teçhizat bağışlamaya başlasa da, bu politika, gerçek anlamda Türkiye’nin dünya çapındaki etkisini artırmaya başladığı 2010’larda ilerlemeye başladı. Bu politika sadece askeri teçhizatın bağışlanmasını içermedi, ambulanslar, otobüsler ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelere yolunu bulan diğer eşyalar da buna dahil oldu.

Çoğu durumda bu bağışlar cömertlikten ve dost ülkelere yardım etme arzusundan kaynaklanmıştır. Bazı diğer bağışlar ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye ve Libya’ya konuşlandırılmasıyla bağlantılıdır. Türkiye’nin, ülkenin ordusunun yeniden inşasında başrol almasından sonra, binlerce Somali askeri şimdiye kadar Türkiye’de ve Somali’nin başkenti Mogidaşu’daki TÜRKSOM kampında eğitim aldı. Böylece Somali de, Türkiye’den yardım alan bir diğer ülke oldu. Yabancı askerlerin ve subayların Türk askeri kurumlarında eğitim alması da ücretsiz askeri yardım sağlamanın bir başka yolu olmuştur. 

Diğer durumlarda ise ülkelere, Türk savunma firmalarından ürün tedarik edebilecekleri bir bütçe veriliyor. Örneğin, 2019 yılında Karadağ Silahlı Kuvvetlerine Türk arazi araçlarının temini için 16 milyon €’luk bir bütçe tahsis edildi. [1] Türkiye aynı zamanda Somali, Libya, Arnavutluk ve Karadağ’a yüzlerce 7,62 mm MPT-76 ve 5,56 mm MPT-55 piyade tüfeği bağışladı. Gambiya’ya bağışlanan ve tüm ordusunu donatmaya yetecek, 1.359 kemer ve kese, 5.000 üniforma, 5.000 matara ve 50 adet beş kişilik ve 50 adet yirmi kişilik çadır ise daha az ölümcül öğeler arasında yer alıyor. [2]

Türkiye, yurtdışındaki etkisini genişletmeye ve birçok Afrika ülkesiyle bağlarını güçlendirmeye devam ettikçe, bağışlanmış daha çok ekipmanın yakında dünya çapında daha fazla ülkeye yolunun düşmesi hiç de imkansız gelmiyor. Bunlar, yeni üretilen ürünlerden ya da Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kısa bir süre önce emekliye ayrılmış teçhizatlardan oluşabilir. TSK yakın gelecekte değiştirilmesi planlanan ya da halihazırda yedeğe alınmış oldukça büyük bir askeri teçhizat envanterine sahip. Bu teçhizatın bir kısmı, belki de bir revizyondan sonra dost ülkelere devredilebilir.
 

Türk Hava Kuvvetleri hizmetinden emekli olduktan kısa bir süre sonra 2015 yılında Pakistan’a bağışlanan 34 adet T-37C Tweet jet eğitim uçaklarından biri.

Aşağıda, Türkiye’nin diğer ülkelere bağışladığı bilinen ağır silahlar, askeri araçlar ve diğer ağır ekipmanların ayrıntılı bir listesi görülebilir. TSK tarafından Libya'ya konuşlandırılan bazı ağır silahların şu an kime ait olduğu bilinmediği için bu malzemelerin ait olduğu taraflar ortaya çıkana kadar listeye dahil edilmeyecektir. Hafif silahlar, çadırlar, otobüsler ve motorsikletler gibi askeri olmayan muhtelif ekipmanlar bu listeye dahil değildir. Bağışlanan ürün sayısı ve teslim tarihleri bilindiği zaman, aynı şekilde eklenecek ve yeni bağışlar yapıldıkça bu liste güncellenecektir.
 
(Yeni sahipleriyle birlikte çekilen fotoğraflarını görmek için araç veya ekipman çeşitlerine tıklayın.) 

Afrika


Somali


Libya

 

Avrupa

 

Kosova

 

Arnavutluk

 

Karadağ

  • 1 Otokar Cobra [2016]
  • BMC 4x4 Kamyon [2022] (Teslim edilecek)

Kuzey Makedonya


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti


Kafkasya


Azerbaycan


Gürcistan

 

Orta Asya

 

Kazakistan

  • 2 AB-25 Karakol Gemisi [1999 ve 2001] (Teyitli değil)
 

Kırgızistan

 

Güney Asya

 

Pakistan

 

Afganistan

 

Orta Doğu

 

Özgür Suriye Ordusu

 
İkinci resim Reyhan Vahid tarafından çekilmiştir. Özellikle SomaliaWeapons'a teşekkür ederiz.
 
[1] Media: Ankara to Become Main Donor of Montenegro’s Army, Continues to Strengthen Presence in the Balkans https://betabriefing.com/archive/news/8609-media-ankara-to-become-main-donor-of-montenegros-army-continues-to-strengthen-presence-in-the-balkans
 
Önerilen Makaleler:
 
Bir Zafer Abidesi: Bayraktar TB2 Zâyiat Listesi
 

Ocak 04, 2022

,

Stijn Mitzer ve Joost Oliemans tarafından yazılmıştır.
Çeviren: Mazhar Derviş

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! - (Yahya Kemal Beyatlı, Akıncılar)

Bayraktar TB2, artık en az üç ayrı çatışmada denenmiş ve test edildiğinden, günümüz çatışmalarının nasıl savaşıldığı fikrini geri döndürülemeyecek şekilde değiştirdi. Nispeten hafif ve ucuz bir insansız hava aracının yalnızca kaçınmakla kalmayıp, modern karadan havaya füze (SAM) ve elektronik harp (EW) sistemlerini aktif olarak arayıp yok edebilmesi ve karşılığında çok az kayıp vermesi gerçeği, haklı olarak dünya çapında ilgi topladı. TB2'nin savaşa girmesi, statükonun şaşırtıcı bir şekilde altüst olmasına ve birçok ülkenin savunma yaklaşımlarını yeniden düşünmesine neden oldu.
 
Bazı gözlemciler, teçhizat sıkıntısı çektiği düşünülen Ermeni ordusunu hor görüp, TB2'nin olağanüstü performansını küçümsemeye çalıştılar. Bununla birlikte, Dağlık Karabağ’da olduğu gibi Libya ve Suriye’de yaşanan geçmiş çatışmalar; TB2’lerin modern ulusların sahip olabileceği Buk-M2, Tor-M2, S-300PS ve Pantsir-S1 gibi, bütünleşik hava savunma sistemleriyle (IADS) başarılı bir şekilde boy ölçüşebileceğini gösterdi. Avtobaza-M, Repellent-1 ve Groza-S gibi elektronik harp sistemleriyle birlikte kullanıldığında bile. TB2’lerin en gelişmiş ulusların bile hava kuvvetlerini tamamen mahrum bırakmak için tasarlanmış bu sistemler karşısındaki performansı, modern harp tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.
 
Bayraktar TB2'nin rolü yalnızca bir avcı katili değil, nihayetinde savaş alanının tam bir hükümdarı olmaktı. Hava savunmasının en sık dokunduğu alanlardan birinde uçarken herhangi bir yer hedefinin konumunu izleme ve her hareketini takip etme yeteneğine sahip olan TB2, diğer birlikleri üstlerinde daireler çizerken yer hedeflerini vurmaya yönlendirebilir. Roketsan 230mm TRLG-230 güdümlü roketi TB2’ler tarafından işaretlenen hedefleri roketlerine takılan lazer güdüm kiti sayesinde vurabilir. Bu etkileyici yetenek, TB2’nin kendi MAM-L ve MAM-C mühimmatlarını tükettikten sonra bile farklı hedefleri vurmasına imkan sağlar.
 
Türkiye adına, Bayraktar TB2'yi oldukça etkili kullanması, dış politikada gittikçe büyüyen iddiası için yeni bir yol oluşturmasını hızlandırdı: Bayraktar Diplomasisi. Bu esasen günümüz çatışmalarının özelliklerine emsalsiz bir şekilde uyan, yeni bir savaş türü oluşturmaktadır. Finansal ve insani olarak düşük maliyetle hem siyasi hem de askeri etkiyi azami seviyeye çıkarmayı amaçlayan, küçük ve hassas müdahalelere dayanan Bayraktar Diplomasisi o kadar etkilidir ki ulusların kaderini belirlediği söylenebilir. Zira TB2 olmasaydı uluslararası sahnede tanınmış Libya hükümeti çoktan düşmüş ve Dağlık Karabağ'da büyük ihtimalle hala Ermeni kontrolünde olurdu.
 
 
Bu etkileyici başarıların ardında ise, sadece modern savaşta devrim yaratmakla yetinmeyip, bir ülkenin zihniyetini değiştirmeye ve gelecek nesillere başarı yolunda ilerleme şansı sunmaya niyetli bir şirket var. Baykar Teknoloji bu süreçte, bir milletin yüksek teknoloji tasarlamak için sınırsız Ar-Ge bütçesine sahip bir süper güç olmasına gerek olmadığını kanıtladı. Baykar, MİUS insansız savaş uçağı ve uçak gemisi konuşlu TB3 SİHA’nın geliştirilmesine büyük bir hevesle devam ederken,TB2’de unutulmuyor. Neredeyse günü gününe yapılan güncellemeler sayesinde ona karşı koymaya çalışan her türlü sistemin bir adım önünde olması sağlanıyor. [1]

2021 yılı, Baykar'ın kurucusu Özdemir Bayraktar ve Akıncı projesinin performans ve analiz takım lideri Tarık Kesekçi’nin vefatına tanıklık etti. Ölümleri geride kalanları keder içinde bırakacak olsa da, miraslarının yeni nesillerin zihninde yaşamaya devam edeceği düşüncesi, gönüllerine bir nebze ferahlık verebilir. Onların başarılarından ilham alanlar, sadece geleceğin insansız hava araçlarının mühendisleri olmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji ve bilimin diğer alanlarında da yükselmesine yardımcı olacaklar. Bu bağlamda Baykar Teknoloji, ülkenin kaderini sadece gökyüzünde değil, denizde ve karada da değiştiriyor.
 

Aşağıda, Bayraktar TB2’ler tarafından Suriye, Libya, Irak, Dağlık Karabağ ve Doğu Ukrayna semalarında imha edildiği teyit edilen 759 hedefin ayrıntılı bir listesi görülebilir. Bu liste sadece fotoğraf ya da video kaydı ile tahrip olduğu kanıtlanmış araçları ve teçhizatı içerir. Bazı vakalarda bunlar sadece sahada çekilmiş görüntülerden oluşur. Bu durumlarda SİHA kullanımı, yerdeki görgü tanıkları tarafından bildirilmiştir. Bundan dolayı, yok edilen ekipman miktarı burada kaydedilenden çok daha fazladır. Personel, mühimmat depoları ve askeri yapılara yapılan saldırılar bu listeye dahil değildir. Liste, ek görüntüler geldikçe güncellenecektir.
 
(İmha edilen ya da ele geçirilen her bir aracın resmini görmek için sayılara tıklayın)

Tanklar (120)

 

Zırhlı muharebe araçları (46)

 

Çekili topçu (142)


Kundağı motorlu topçu (43)


Çok namlulu roketatarlar (78)


Balistik füzeler (2)


Kundağı motorlu uçaksavarlar (7)


Karadan havaya füze sistemleri (37)

Radar sistemleri (7)

  • 2 P-18 ''Spoon Rest D'': (1) (2)
  • 1 1S32 ''Pat Hand'' (2K11 Krug HSS için): (1)
  • 1 1S91 SURN (2K12 Kub HSS için): (1)
  • 1 ST86U/36D6 ''Tin Shield'' (S-300 HSS için): (1)
  • 1 19J6 (S-300 HSS için): (1)
  • 1 SNR-125 ''Low Blow'' (S-125 HSS için): (1)
 

Sinyal boğucu ve aldatma sistemleri (1)

  • 1 R-330P Piramida-I: (1)
 

Hava araçları (7)

 

Araçlar (269)

 

''Durumu değerlendirdik ve üzerimize düşen görevi üstlendik'' (Özdemir Bayraktar 1949 - ∞)

[1] HALUK BAYRAKTAR İNGİLİZ DÜŞÜNCE KURULUŞU RUSI'NIN PANELİNDE KONUŞTU https://youtu.be/jKj-FOMQlNw?t=463